27 Ekim 2013 Pazar

"Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler, bu karanlığın ta kendisi değil miydi?" Puslu Kıtalar Atlası #Okudum2

"Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler, bu karanlığın ta kendisi değil miydi?"
Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

Puslu Kıtalar Atlası nasıl bir kitaptı? 
Hayatımın kitabı, belki. 
Karmaşıklıklar kitabı, kesinlikle. 
İnsana umut veren kitaplardan biri bu. 

          Benim okuduğum ilk İhsan Oktay Anar kitabı ki İhsan Oktay Anarın da ilk kitabı oluyor kendileri. Kitabı çok uzun süredir okumak istiyordum ama bir türlü denk gelip satın alamamıştım ki bu yıl ankaraya ilk geldiğim zamanlarda aldım. Bilgisayarımı istanbulda unutmanın ardından telefonum da bozulduğundan tek arkadaşım bu kitaptı bir zamanlar. Teknolojiden daha iyi değil mi? Ne şarjı bitiyor, ne bozuluyor, ne bir üst modeli çıkıyor, ne de trip atıyor. Kitapları sevin. Velhasıl kelam kitabı sadece onun olarak okudum. 
          Kitap bittiği zaman dünyayla bağlantınızı koparan kitaplardan. Dizlerinizin bağı çözülüyor. Basıp gitmek istiyorsunuz yaşadığınız yerden. Bu dünyadaki amacınızı sorguluyorsunuz. Bir yandan da umut veriyor ama derinlerden, daha güzel daha dolu yaşamak için umut. 
         Bitirdiğimde kitabın bende bıraktığı izler böyleydi. Dördüncü mehmet dönemi İstanbulunda geçiyormuş. İstanbulda geçmesi benim için ayrı manalı ama zaman ve mekan önemsiz kalıyor aslında. 
         Öncelikle İhsan Oktay Anar'ın anlatım tarzından biraz bahsetmek istiyorum. Çok alakasız gibi başlayan bir noktadan masal gibi anlatmaya başlıyor siz de dört göz pür dikkat okuyorsunuz sonra alıyor oradan asıl hikayenin içine geri getiriyor sizi manasız gülümsüyor, mutlu oluyorsunuz. 
        Ben tarihi romanları çok severim lakin her tarihi romanı sevmem. Çok zor bir şeydir çünkü. İhsan Oktay Anar müthiş güzel kalkmış bu işin altından. Kurgu beni hiç sıkmadı olaylar ardı ardına aktı gitti. Felsefeye çok ilgim yoktur ama eğer seviyorsanız kitaptaki yazarın kendi adını verdiği karakterimiz bu konuyla sıkça ilgilenecek. 
        Spoiler vermemek adına konusuna hiç girmek istemiyorum. Kısacası gidin alın şu kitabı, gidin okuyun,"tarih sevmiyorum ben yaaaa" diyenleri duyar gibiyim siz de okuyun. Böyle kitabı ziyan etmeyin. 
         Alıntılar yazmaya erindiğimden bu sefer fotoğraflı geliyor.
         Puslu Kıtalar Atlasını okuyun ve düşlerinizi anlatmaya dönün. 

Hoşçakalın.















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder