8 Ağustos 2014 Cuma

İçinde Aşk Saklı #Okudum7 #Westmoreland2


Herkese merhaba! 
Yorucu ve aşırı sakinken birden aşırı curcuna olabilen bir tatilin ardından sonumda evimdeyim. 
Daha doğrusu İstanbuldayım. Yılın büyük bir kısmını Ankarada geçirmeme rağmen sanırım yazları bütüz yaz İstanbulda olmalıymışım gibi şartlamışım kendimi 20 günlük ayrılık çok zor geldi. Anlatamam. 
Ankaradaki çılgın büt döneminin ardından babamın doğduğu köy evinde kaldım bir hafta orada bulduğum boş köşelerde ve boş vakitlerde internetin ve konuşabileceğim insan eksikliğinin sayesinde bol bol okudum. 
Gelir gelmez de üzerinden çok vakit geçmeden okuduğum kitapların yazılarını yazmak istiyorum. 

Tatilde bitirdiğim ilk kitap Westmoreland serisinin aslında yayınlanan ilk kitabı. Ama ben seriye serinin yayınyalanan ikinci kitabı olan Düşler Krallığı ile başlamıştım. Düşler Krallığının da inceleme yazısını yazmıştım. 
Çok fazla aşk romanı okuyan biri değilim aslında ama sanırım bundan sonra sıkça okuyacağım. Çünkü elime alıyorum kitabı içine giriyorum ve çıktığımda bitmiş oluyor. Kısa bir süreliğine bana dış dünyadaki tüm dertlerimi unutturabiliyor. Bu yüzden sevdim okumayı. Fakat ben öğrenciyim ve kitaba verdiğim para benim için çok değerli o yüzden genelde kitaplarımı indirimlerden topluyorum. Benim için çok da kıymetli olmayan okuyup attığım bir kitap için çok para vermek istemediğimden indirime girdiği zaman McNaught'un diğer kitaplarını özellikle de Westmoreland serisinin son kitabını almayı düşünüyorum. 

Gelelim kitaba. 
Öncelikle umarım McNaught kendini tekrar etmez demiştim Düşler Krallığı yazımda. Beni hayal kırıklığına uğratmadı McNaught. İki kitapta aynı olan tek şey mutlu son ve aşktı. Kendimi aynı kitabı okuyormuş gibi bir an bile hissetmedim. Tişikkiler micniit

Kızımız Whitney ile başlayalım.Sen nasıl bir güzelliksin Whitney ya. Klasik yılışık sevdiği adam için her şeyi yapan sakar beceriksiz vasıfsız kız karakterlerden farklı olarak hem zeki hem hazırcevap hem inatçı. Whitney karakterini ben gerçekten çok sevdim. Tamam kitabın başlarında çok salaktı çok saftı ama sonradan güzel akıllandı. 
Oğlumuz Claytona diyecek bir sözüm yok. Kadın yazarların yazdığı hayali erkek karakterler işte ahh ahh. Ne diyebilirim ki. Adamı zaten ben ahhh çekiyim diye yazmışlar, olmuş. 

Kitabı okumamın üzerinden çokça zaman geçmesi sebebiyle çok fazla söyleyecek söz bulamıyorum doğrusu. ama güzeldi kitap baya kalın ve devamlı ah tamam kavuştular sonunda dedikçe ayrıldırlar durdular ben de sıcak yaz günlerinde söylene söylene okudum. 

Düşler Krallığının aksine bu sefer kapağını birazcık beğendim. Çok azıcık.

Sonuç olarak bence klasik romancelar arasından sıyrılabilecek eğlenceli bir kitap. Kalınlığı falan gözünü korkutmasın özellikle ttailde yaz aylarında uzun yolda alın elinize geçin köşenize bir gülümseyip rahatlayıp kalkın. Pişman olmazsınız. 

Yani evet bu demek oluyor ki bu blogda aşk romanı yazıları görücez bol bol. Buraya bir yıl sonra bir (OKUMADI) gelmezse iyi. 
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Whitney gibi hırçın Clayton gibi kararlı günler sizin olsun. 

Sevgilerimle. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder